Mayıs 2008 için Arşiv

DALIŞ NOKTALARI

Pazartesi, 26 Mayıs 2008

Su altı zenginlikleri açısından oldukça elverişli olan Saros körfezi, amatör veya profesyonel Türkiye’nin dört bir yanından bir çok insanı bölgeye çekmektedir. Su akıntı yollarının çokça olması sebebi ile genelde görüntünün uygun olması ve mercan oluşumlarının fazlalılığıyla da bir çok sualtı fotoğrafçısını bölgeye çekmektedir.

Ayrıca birçok akıntı kanalı olduğu için, Saros’un suları sürekli açık ve net bir görüş olanağı sağlamakta ve bu kanallar aynı zamanda körfezin temiz kalmasına neden olmaktadır.

Sualtı zenginliklerin en yoğun olduğu ve dalmaya elverişli bölgeler Mecidiye ve Erikli sahil yerleşimleri civarında yer almaktadır.

İbrice: Saros Körfezinde en çok tercih edilen yerdir. İbrice limanı etrafında ve daha açıktaki kayalıklarda, bir çok dalış noktası bulunur. Dalış kulüpleri eğitim dalışlarını bu bölgede düzenlemektedir

Minnoş kayalıkları: Kömür limanı açıklarında bulunan ve karadan 150-200 metre mesafede duvar dalışı yapmaya müsait kayalık bir bölgedir.

Harmankaya: Erikli yerleşiminin yaklaşık 1 kilometre kadar açığındaki dalış noktası 7 metre ile 30 metre civarındadır.

Toplar Burnu: Erikli ve İbrice arasında kalan bu kayalık ismini çevrede bol görünen tarihi top güllelerinden alıyor 30 metreye bir duvar şeklinde inen bu mekânda iri mercanlar ve dev bir orkinos görmek mümkündür.

Saros Körfezinin doğal güzelliklerinin başında deniz gelmektedir. Bu nedenle bir

birçok dalış kulübü bölgeye akın eder. Bunlardan bazıları;

  •  
    • Kadıköy sualtı merkezi
    • Caddebostan balıkadamlar kulübü
    • Turkuaz
    • Eftelya
    • Argos
    • Big blue
    • Deniz feneri
    • Çapa SAS
    • Ve birçok küçük kulüp.

Bu tür organizasyonlar hem turizm hareketliliğini hem de denizin ekolojik dengesinin korunması açısından oldukça önemlidir. Saros körfezine dalış sezonu süresince (Mart - Kasım) yaklaşık 8000 - 9000 dalgıç geldiği tespit edilmiştir. Son yıllarda ise kayıp Cennet’e Trakking için gelen gruplar da bulunmaktadır.

SAROS KÖRFEZİ’NDE BALIKÇILIK

Pazartesi, 26 Mayıs 2008

Ege Denizi’nin tuzluluk oranı en yüksek körfezlerinden biri olan Saros Körfezi’nde, küçük akarsuların taşıdığı besin tuzları sayesinde zengin bir balık çeşitliliği görülmektedir.

Saroz Körfezinin kuzeyinde 40-50 kulaç derinlikteki dar şeritte Barbunya, Berlam, Kırlangıç, Mercan, Kupes, Sarpa, İzmarit gibi demersal ve semi pelajik balıkların avcılığı yapılır. Ayrıca bölge, Kolyoz, Sardalya gibi yerli, Uskumru ve Lüfer gibi bölge dışından gelen balıkların avlandığı bir yerdir. Burada İstavrit stokları gelişmemiş olmakla beraber, miktarları avlanabilir boyutlara ulaşmıştır.

112 milkarelik araştırma alanı içinde İstavrit stoğu yaklaşık 17.000 ton civarında olduğu tespit edilmiştir. Uskumru balığı sürülerinin 50-90 metre arasındaki 16-17 derece sıcaklıktaki sularda dağınık olarak yaşadıkları ve ortalama %o 37 tuzluluk içeren sularda bulundukları izlenmiştir. Sarozun balıkçılık açısından diğer bir önemi ise Kılıç balıklarının yumurtlama ve gelişmesine uygun olmasından kaynaklanır. Özellikle Mayıs ve Haziran aylarında iyi bir Kılıç balığı avcılığı yapılır

Zengin balık çeşitliliği sayesinde amatör olta ve ağ balıkçıları keyifli anlar yaşarlar. Mevsimine göre çipura, lüfer, barbun, mercan, karagöz, levrek, kefal ve ahtapot gibi denizde yaşayan türler Saros körfezinde bol miktarda bulunur.

Bunun yanında Saros sakinleri her akşam üstü kayıkları ile uskumru ve istavrit için çapari oltaları ile avlanmaktan geri durmaz ve çoğunlukla akşamları balık keyfi yaşarlar.

Saros Körfezinde 4 balıkçı barınağı olup 250′den fazla gemi ve tekne ile balıkçılık yapılmaktadır. Su ürünleri avcılığı yapan gemilerin %90′ı 12 m’nin altındadır. Akaryakıt pahalı olduğu için yeterli üretim yapılamamaktadır.

ANTİK MELAS ya da KSEROS KÖRFEZİ

Pazartesi, 26 Mayıs 2008

Ege Deniz’inin kuzey doğu kesiminde yer alan Saros Körfezi; güneyde Gelibolu Yarımadası, kuzeyde Trakya kıyıları arasına yaklaşık 60 km. kadar sokulan üçgen biçimli bir girintidir. Kuzey ve güneyde jeomorfolojik açıdan yalıyarlı ve düzenlenmiş kıyılarla çevrili olan körfezin giderek daralan doğu ucunda Kavak Deresi’nin (Antik Melas) yığdığı alüvyonlarla kaplı bataklık bir ova (Kadıköy-eski Evreşe ovası) yer alır. Araştırmalara göre Kuzey Anadolu fay sisteminin uzantısı olan iki kırık arasında çükmüş bir graben alanı sayılan körfez, bazı araştırmacılara göre de gerileme ve açılma sonucunda oluşmuştur.

Derinlik şartları asimetriktir. Trakya kıyılarında genişliği 10 km’yi bulan ve derinliği 90 metreyi geçmeyen bir şelf alanı uzanır. Bu alanın doğusunda yerleşilmemiş birkaç küçük ada (Eşek adaları) vardır. Gelibolu Yarımadası kıyıları önünde şelf yoktur ve aniden 500 metreyi aşan derinliklere geçilir. Düztabanlı bir oluk görünümündeki bu derin kesim, batıya doğru Gökçeada ve Semendirek Adası arasında derinliği 1000 metreyi aşarak uzanır.

Ege Denizi’nin en tuzlu kesimlerinden birini oluşturan Saros Körfezi’nde karmaşık girdaplar çizen akıntılar görülür. Bu akıntılar nedeniyle de Saros kendi kendini temizleyen bir körfez konumundadır. Suların yüksek oksijen içeriği ve körfeze dökülen akarsuların getirdiği bol besin tuzları nedeniyle tür bakımından zengin önemli bir balıkçılık alan olan Saros Körfezi’nin her iki kıyısında da yazlıklar ve turistik kuruluşlar bulunmaktadır.

 

SUALTI ZENGİNLİKLERİ

Pazartesi, 26 Mayıs 2008

Saros körfezi içinde barındırdığı zengin balık çeşitleriyle nedeniyle deniz biyologları ve dalış meraklıları arasında büyük ve doğal bir akvaryum olarak nitelendirilir. Kaptan Cousteu 1970′li yıllarda gemisi “Calipso” ile Türkiye’yi ziyareti sırasında bu körfezde dalış yapmış “kızıl denizin kuzey versiyonu olarak” nitelendirmiştir.

Körfezde yapılan araştırmalarda 243 çeşit deniz canlısının yaşadığı tespit edilmiştir. Lakin 2001 yılından sonra çok ilginç ekolojik gelişmeler olmuş “Kızıldeniz’ e” ait bir takım balıklar körfez sularında görülmeye başlamıştır. Bunlardan birisi “ANTİAS” adı verilen kırmızı ve sarı renklere sahip ay kuyruk tabir edilen türdür. Birisi ise “ZEBRA” adında siyah üzerine beyaz dik çizgili bir türdür. Bu haberlerin duyulması meraklıların Saros’a karşı olan ilgilerinin artmalarına neden olmuştur.

Saros körfezi boyunca yazlıkların bulunduğu bölgeler hariç sürekli yaşam alanı olan bir bölge nerede is yoktur. Sahil bölgelerine ismin veren bir çok köy ve yerleşim denize 2-5 km uzaklıkta yer almaktadırlar. Bunun yanında Saros Körfezi boyunca herhangi bir sanayi işletmesinin bulunmaması ve en yakın sanayi işletmesinin 40 km uzakta oluşu Saros Körfezi üzerindeki doğal güzelliğinin bozulmamışlığı en iyi biçimde aktarmaktadır.

Saros Körfezi’nin güzelliği ile birlikte ülkemizin Patara ve Side’den sonraki en büyük sahil kumsalının Saros’da olması da (Erikli sahili) ayrı bir güzellik katmaktadır. Ünlü Altınkum olarak tabir edilen Uzunkum kumsalı Erikli sahili ile İbrice limanı arasındadır. Körfez içlerine girildikçe Çam ormanı ile denizin buluşmasına şahit olunur. Artık ünü tüm Trakya’da yayılan “Kayıp Cennet” Gökçetepe sahilinde yer almaktadır. Özellikle Körfezin Yunanistan’a doğru kuzey kıyılarında sırası ile Erikli, Vakıf, Karagöl gibi denizle irtibatı olan Lagun gölleri yer almaktadır. Bu göller kuşların göç zamanlarında konakladıkları yerlerdir. Özellikle Flamingolar, meraklıları tarafından seyir için sürekli takip edilmekte olan kuş türlerinin başında gelmektedir.

Yunanistan ile Türkiye sınırını çizen MERİÇ nehrinin Ege ile kucaklaştığı muhteşem Meriç deltası doyumsuz bir göz zevki sunar. Doğal balıkçı barınaklarının (İbrice, Yayla, Sultaniçe, Güneyli, Sazlimanı) bol olduğu körfez bünyesinde doğa ve balık sevenlerin ayrılamayacakları güzellikler barındırır. Sahil şeridine yakın yerlerde bulunan baraj göletleri çam ormanları içinde saklanırcasına mesire yerleri ile tatilcilere eşsiz bir tatil imkânı sunar.

Doğal köy yaşantısını da içinde barındıran körfezde, köy yaşamını tatmak isteyen ziyaretçilere değişik olanaklar ve güzellikler sunulmuştur.(Özellikle Mecidiye beldesi Doğa aşığı birçok kişi büyükşehirlerin o yoğun yaşantısından kaçıp yaz-kış yaşamak için buralarda yerler alıp yerleşmeye başlamıştır.

SAROS KÖRFEZİ’NDE TARİH

Pazartesi, 26 Mayıs 2008

Çoğu kişinin bildiğinin aksine Saros tarih kokan bir yapıya sahiptir. Fakat bunu kanıtlayacak tarihsel kanıtlar fazla kalmamıştır. Fakat “tarihin şahidi yine tarihtir” sözünden yola çıkarak tarihinde Cenevizlilere, Venediklilere, Bizanslılara ve son olarak Osmanlı İmparatorluğunu ağırlamış bir yerdir. İtalyan koyunun hemen sırtlarında yer alan eski kale yıkıntısı Cenevizliler dönemine aittir. O dönemlerde deniz ticaretinin yapıldığı eski batık bir limandan bahsedilir. (Sazlıdere sahili açıklarında 12-15 mt.lerde) Enez’de bulunan ve limana hakim heybeti ile duran ANIOS krallığına ait (döneminin en zengin Yunan krallığı) kale, Saros tarihinin kanıtıdır. Erikli sahilindeki Tuz gölünün Osmanlı döneminde İstanbul’un tuz ihtiyacını karşıladığı yazılır Osmanlı arşivlerinde. İbrice Limanı ise Osmanlı döneminin Adalar ve Anadolu’ya hububat ve hayvan nakli için kullanıldığı tarihi belgeli gerçeklerdir.

Bir tarih söyleyin ki; bırak Türk insanını bütün dünyanın hayranlıkla baktığı tarih olsun. Bu ülkemiz ile birlikte bütün dünyanın da kaderinin belirlendiği GELİBOLU TARİHİ’DİR. Sanırım bu tarihi anlatmak ne sayfalara nede zamana yeter. Körfezin güney kıyıları Bolayırdan başlayıp Alçıtepe, Kabatepe ile devam edip Seddülbahir’de son bulur. İngilizler’e ait “LUNDY” su ikmal gemisi ve Fransızların “MAJESTİK” savaş gemisi körfez sularında bulunmaktadır.

Rumeli fatih Osmanlı Padişahı Orhan Bey’in oğlu Süleyman Paşaile “VATAN ve SİLİSTRE” gibi şaheserlerin yazarı Namık Kemal’in kabri Bolayır ilçesinin sırtlarında Saros’u kucaklamaktadır.

Saroz Körfezi

Pazar, 25 Mayıs 2008

Ege Denizi’nin kuzey doğu kesiminde yer alan Saros Körfezi; güneyde Gelibolu Yarımadası, kuzeyde Trakya kıyıları arasına yaklaşık 60 km. kadar sokulan üçgen biçimli bir girintidir. Kuzey ve güneyde jeomorfolojik açıdan yalı yarlı ve düzenlenmiş kıyılarla çevrili olan körfezin giderek daralan doğu ucunda Kavak Deresi’nin (Antik Melas) yığdığı alüvyonlarla kaplı bataklık bir ova (Kadıköy-eski Evreşe ovası) yer alır. Araştırmalara göre Kuzey Anadolu fay hattının uzantısı olan iki kırık arasında çökmüş bir graben alanı sayılan körfez, bazı araştırmacılara göre de gerileme ve açılma sonucunda oluşmuştur.

Derinlik şartları asimetriktir. Trakya kıyılarında genişliği 10 km’yi bulan ve derinliği 90 metreyi geçmeyen bir şelf alanı uzanır. Bu alanın doğusunda yerleşilmemiş birkaç küçük ada (Eşek adaları) vardır. Gelibolu Yarımadası kıyıları önünde şelf yoktur ve aniden 500 metreyi aşan derinliklere geçilir. Düztabanlı bir oluk görünümündeki bu derin kesim, batıya doğru Gökçeada ve Semendirek Adası arasında derinliği 1000 metreyi aşarak uzanır.

Ege Denizi’nin en tuzlu kesimlerinden birini oluşturan Saros Körfezi’nde karmaşık girdaplar çizen akıntılar görülür. Bu akıntılar nedeniyle de Saros kendi kendini temizleyen bir körfez konumundadır.Dünya’da kendi kendini temizleyerek temiz kalan beş körfezden biri olduğu ileri sürülür. Suların yüksek oksijen içeriği ve körfeze dökülen akarsuların getirdiği bol besin tuzları nedeniyle tür bakımından zengin önemli bir balıkçılık alan olan Saros Körfezi’nin her iki kıyısında da yazlıklar ve turistik kuruluşlar bulunmaktadır.