‘Saroz Körfezi’ Kategorisi için Arşiv

ENEZ

Pazar, 13 Temmuz 2008

Saros Körfezi’nin büyük yerleşimlerinden biri olan Enez yaz aylarında ciddi bir yoğunluk yaşamakta nüfusu 50.000′ler seviyesine gelmektedir. Enez ekonomisine ciddi bir katkı sağlayan sahil turizmi hızla gelişmektedir.

İstanbul Üniversitesi ve Trakya üniversitesi’nin kamplarının da bulunduğu Enez, Saros Körfezinin en büyük yerleşim bölgesidir. Özellikle yasak bölge kapsamından çıkarılması ile Enez’e bağlı sahil bölgesi hızla büyümekte yabancılara da açılmasıyla büyük ilgi görmektedir.

Güneşin batışının en iyi izlenebildiği yerlerden biri olan Enez, uzun sahilleri ve temiz denizi ile bir çok kişinin tercih ettiği noktalardan biri olmaya başlamıştır.

Sahil kesiminin yanı sıra Enez’de görülebilecek bir çok tarihi eser de mevcuttur. Günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; akropolde kurulan Enez Kalesi, Kale içerisindeki Bazilika planında Ayasofya Kilisesi (Fatih Camisi), Has Yunus Kaptan Türbesi, Deveci Hanı, Roma Yolu kalıntıları, ilçedeki çeşitli kilise kalıntıları, nekropol alanı, Osmanlı kervansarayı bulunmaktadır. Enez sahil kervansarayı, tarihi değeri açısından görülmesi gereken bir değer olarak ziyaretçilerini beklemektedir.

Keşan-Çanakkale yolu üzerinde bulunan Enez kavşağından girip asfalt yoldan 60 kilometre gidilerek Enez ilçesine varılır. Enez ilçesi içinden 8 kilometrelik mesafeden sonra sahil yerleşimleri başlar.

ANTİK MELAS ya da KSEROS KÖRFEZİ

Pazartesi, 26 Mayıs 2008

Ege Deniz’inin kuzey doğu kesiminde yer alan Saros Körfezi; güneyde Gelibolu Yarımadası, kuzeyde Trakya kıyıları arasına yaklaşık 60 km. kadar sokulan üçgen biçimli bir girintidir. Kuzey ve güneyde jeomorfolojik açıdan yalıyarlı ve düzenlenmiş kıyılarla çevrili olan körfezin giderek daralan doğu ucunda Kavak Deresi’nin (Antik Melas) yığdığı alüvyonlarla kaplı bataklık bir ova (Kadıköy-eski Evreşe ovası) yer alır. Araştırmalara göre Kuzey Anadolu fay sisteminin uzantısı olan iki kırık arasında çükmüş bir graben alanı sayılan körfez, bazı araştırmacılara göre de gerileme ve açılma sonucunda oluşmuştur.

Derinlik şartları asimetriktir. Trakya kıyılarında genişliği 10 km’yi bulan ve derinliği 90 metreyi geçmeyen bir şelf alanı uzanır. Bu alanın doğusunda yerleşilmemiş birkaç küçük ada (Eşek adaları) vardır. Gelibolu Yarımadası kıyıları önünde şelf yoktur ve aniden 500 metreyi aşan derinliklere geçilir. Düztabanlı bir oluk görünümündeki bu derin kesim, batıya doğru Gökçeada ve Semendirek Adası arasında derinliği 1000 metreyi aşarak uzanır.

Ege Denizi’nin en tuzlu kesimlerinden birini oluşturan Saros Körfezi’nde karmaşık girdaplar çizen akıntılar görülür. Bu akıntılar nedeniyle de Saros kendi kendini temizleyen bir körfez konumundadır. Suların yüksek oksijen içeriği ve körfeze dökülen akarsuların getirdiği bol besin tuzları nedeniyle tür bakımından zengin önemli bir balıkçılık alan olan Saros Körfezi’nin her iki kıyısında da yazlıklar ve turistik kuruluşlar bulunmaktadır.

 

SUALTI ZENGİNLİKLERİ

Pazartesi, 26 Mayıs 2008

Saros körfezi içinde barındırdığı zengin balık çeşitleriyle nedeniyle deniz biyologları ve dalış meraklıları arasında büyük ve doğal bir akvaryum olarak nitelendirilir. Kaptan Cousteu 1970′li yıllarda gemisi “Calipso” ile Türkiye’yi ziyareti sırasında bu körfezde dalış yapmış “kızıl denizin kuzey versiyonu olarak” nitelendirmiştir.

Körfezde yapılan araştırmalarda 243 çeşit deniz canlısının yaşadığı tespit edilmiştir. Lakin 2001 yılından sonra çok ilginç ekolojik gelişmeler olmuş “Kızıldeniz’ e” ait bir takım balıklar körfez sularında görülmeye başlamıştır. Bunlardan birisi “ANTİAS” adı verilen kırmızı ve sarı renklere sahip ay kuyruk tabir edilen türdür. Birisi ise “ZEBRA” adında siyah üzerine beyaz dik çizgili bir türdür. Bu haberlerin duyulması meraklıların Saros’a karşı olan ilgilerinin artmalarına neden olmuştur.

Saros körfezi boyunca yazlıkların bulunduğu bölgeler hariç sürekli yaşam alanı olan bir bölge nerede is yoktur. Sahil bölgelerine ismin veren bir çok köy ve yerleşim denize 2-5 km uzaklıkta yer almaktadırlar. Bunun yanında Saros Körfezi boyunca herhangi bir sanayi işletmesinin bulunmaması ve en yakın sanayi işletmesinin 40 km uzakta oluşu Saros Körfezi üzerindeki doğal güzelliğinin bozulmamışlığı en iyi biçimde aktarmaktadır.

Saros Körfezi’nin güzelliği ile birlikte ülkemizin Patara ve Side’den sonraki en büyük sahil kumsalının Saros’da olması da (Erikli sahili) ayrı bir güzellik katmaktadır. Ünlü Altınkum olarak tabir edilen Uzunkum kumsalı Erikli sahili ile İbrice limanı arasındadır. Körfez içlerine girildikçe Çam ormanı ile denizin buluşmasına şahit olunur. Artık ünü tüm Trakya’da yayılan “Kayıp Cennet” Gökçetepe sahilinde yer almaktadır. Özellikle Körfezin Yunanistan’a doğru kuzey kıyılarında sırası ile Erikli, Vakıf, Karagöl gibi denizle irtibatı olan Lagun gölleri yer almaktadır. Bu göller kuşların göç zamanlarında konakladıkları yerlerdir. Özellikle Flamingolar, meraklıları tarafından seyir için sürekli takip edilmekte olan kuş türlerinin başında gelmektedir.

Yunanistan ile Türkiye sınırını çizen MERİÇ nehrinin Ege ile kucaklaştığı muhteşem Meriç deltası doyumsuz bir göz zevki sunar. Doğal balıkçı barınaklarının (İbrice, Yayla, Sultaniçe, Güneyli, Sazlimanı) bol olduğu körfez bünyesinde doğa ve balık sevenlerin ayrılamayacakları güzellikler barındırır. Sahil şeridine yakın yerlerde bulunan baraj göletleri çam ormanları içinde saklanırcasına mesire yerleri ile tatilcilere eşsiz bir tatil imkânı sunar.

Doğal köy yaşantısını da içinde barındıran körfezde, köy yaşamını tatmak isteyen ziyaretçilere değişik olanaklar ve güzellikler sunulmuştur.(Özellikle Mecidiye beldesi Doğa aşığı birçok kişi büyükşehirlerin o yoğun yaşantısından kaçıp yaz-kış yaşamak için buralarda yerler alıp yerleşmeye başlamıştır.

SAROS KÖRFEZİ’NDE TARİH

Pazartesi, 26 Mayıs 2008

Çoğu kişinin bildiğinin aksine Saros tarih kokan bir yapıya sahiptir. Fakat bunu kanıtlayacak tarihsel kanıtlar fazla kalmamıştır. Fakat “tarihin şahidi yine tarihtir” sözünden yola çıkarak tarihinde Cenevizlilere, Venediklilere, Bizanslılara ve son olarak Osmanlı İmparatorluğunu ağırlamış bir yerdir. İtalyan koyunun hemen sırtlarında yer alan eski kale yıkıntısı Cenevizliler dönemine aittir. O dönemlerde deniz ticaretinin yapıldığı eski batık bir limandan bahsedilir. (Sazlıdere sahili açıklarında 12-15 mt.lerde) Enez’de bulunan ve limana hakim heybeti ile duran ANIOS krallığına ait (döneminin en zengin Yunan krallığı) kale, Saros tarihinin kanıtıdır. Erikli sahilindeki Tuz gölünün Osmanlı döneminde İstanbul’un tuz ihtiyacını karşıladığı yazılır Osmanlı arşivlerinde. İbrice Limanı ise Osmanlı döneminin Adalar ve Anadolu’ya hububat ve hayvan nakli için kullanıldığı tarihi belgeli gerçeklerdir.

Bir tarih söyleyin ki; bırak Türk insanını bütün dünyanın hayranlıkla baktığı tarih olsun. Bu ülkemiz ile birlikte bütün dünyanın da kaderinin belirlendiği GELİBOLU TARİHİ’DİR. Sanırım bu tarihi anlatmak ne sayfalara nede zamana yeter. Körfezin güney kıyıları Bolayırdan başlayıp Alçıtepe, Kabatepe ile devam edip Seddülbahir’de son bulur. İngilizler’e ait “LUNDY” su ikmal gemisi ve Fransızların “MAJESTİK” savaş gemisi körfez sularında bulunmaktadır.

Rumeli fatih Osmanlı Padişahı Orhan Bey’in oğlu Süleyman Paşaile “VATAN ve SİLİSTRE” gibi şaheserlerin yazarı Namık Kemal’in kabri Bolayır ilçesinin sırtlarında Saros’u kucaklamaktadır.

Saroz Körfezi

Pazar, 25 Mayıs 2008

Ege Denizi’nin kuzey doğu kesiminde yer alan Saros Körfezi; güneyde Gelibolu Yarımadası, kuzeyde Trakya kıyıları arasına yaklaşık 60 km. kadar sokulan üçgen biçimli bir girintidir. Kuzey ve güneyde jeomorfolojik açıdan yalı yarlı ve düzenlenmiş kıyılarla çevrili olan körfezin giderek daralan doğu ucunda Kavak Deresi’nin (Antik Melas) yığdığı alüvyonlarla kaplı bataklık bir ova (Kadıköy-eski Evreşe ovası) yer alır. Araştırmalara göre Kuzey Anadolu fay hattının uzantısı olan iki kırık arasında çökmüş bir graben alanı sayılan körfez, bazı araştırmacılara göre de gerileme ve açılma sonucunda oluşmuştur.

Derinlik şartları asimetriktir. Trakya kıyılarında genişliği 10 km’yi bulan ve derinliği 90 metreyi geçmeyen bir şelf alanı uzanır. Bu alanın doğusunda yerleşilmemiş birkaç küçük ada (Eşek adaları) vardır. Gelibolu Yarımadası kıyıları önünde şelf yoktur ve aniden 500 metreyi aşan derinliklere geçilir. Düztabanlı bir oluk görünümündeki bu derin kesim, batıya doğru Gökçeada ve Semendirek Adası arasında derinliği 1000 metreyi aşarak uzanır.

Ege Denizi’nin en tuzlu kesimlerinden birini oluşturan Saros Körfezi’nde karmaşık girdaplar çizen akıntılar görülür. Bu akıntılar nedeniyle de Saros kendi kendini temizleyen bir körfez konumundadır.Dünya’da kendi kendini temizleyerek temiz kalan beş körfezden biri olduğu ileri sürülür. Suların yüksek oksijen içeriği ve körfeze dökülen akarsuların getirdiği bol besin tuzları nedeniyle tür bakımından zengin önemli bir balıkçılık alan olan Saros Körfezi’nin her iki kıyısında da yazlıklar ve turistik kuruluşlar bulunmaktadır.